Ordu-Giresun Havalimanı, Avrupa’da deniz üzerine inşa edilen ilk havalimanı olma özelliğiyle yalnızca Karadeniz’in değil, Türkiye’nin de en sembolik ulaşım projelerinden biri olarak öne çıktı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, projeyi “denizin üstünde yükselen bir şaheser” sözleriyle duyurarak, havalimanının mühendislik başarısına ve bölgesel kalkınmaya katkısına dikkat çekti.
Karadeniz’in dalgaları üzerine kurulan havalimanı yatırımı, yalnızca bir ulaşım tesisi değil; aynı zamanda Türkiye’nin deniz dolgusu teknolojisi ve kıyı mühendisliği alanındaki kapasitesini gösteren stratejik bir proje olarak değerlendiriliyor. Denizi doldurarak inşa edilen pist ve terminal alanı, bölgenin coğrafi koşullarına rağmen hayata geçirildi.
“KARADENİZ SADECE KIYIDAN DEĞİL, GÖKYÜZÜNDEN DE KUCAKLANIYOR”
Bakan Uraloğlu, Ordu ve Giresun başta olmak üzere Doğu Karadeniz hattının bu yatırımla birlikte turizm, ticaret ve lojistik açısından yeni bir ivme kazandığını vurguladı. Havalimanı sayesinde bölgenin yalnızca karayolu ile değil, hava yolu üzerinden de güçlü bir şekilde entegre edildiğini belirten Uraloğlu, “Karadeniz artık sadece kıyıdan değil, gökyüzünden de kucaklanıyor” mesajını verdi.
Avrupa’da deniz üzerine inşa edilen ilk havalimanı olma unvanını taşıyan Ordu-Giresun Havalimanı, bölge turizmi açısından kritik bir rol üstlenirken aynı zamanda büyük ölçekli altyapı projelerinde çevresel ve coğrafi koşulların nasıl yönetildiği sorusunu da gündeme getirdi. Planlama süreçlerinde zemin etüdü, jeolojik analiz ve çevresel verilerin ne ölçüde dikkate alındığı yeniden tartışmaya açıldı.
KONYA–ANTALYA KARA YOLUNUN İNŞA EDİLDİĞİ VE “ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR” DENİLEN ALANIN GÖL HAVZASI OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI

Bu tartışma, son günlerde yaşanan bir başka gelişmeyle daha da görünür hale geldi. Antalya ve çevresinde etkili olan sağanak yağışların ardından sular altında kalan Antalya ve Konya arasındaki ulaşımı sağlayan Antalya-Derebucak-Beyşehir kara yolu, altyapı yatırımlarında zemin ve coğrafi gerçekliğin ne kadar belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Nitekim söz konusu yol projesi için geçmişte “ÇED gerekli değildir” kararı verilen bölgenin, doğal yapısı itibarıyla göl havzası niteliği taşıdığı ortaya çıktı.
MİLLİ EĞİTİM’İN 1988 TARİHLİ HARİTASI GERÇEĞİ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR
Antalya–Konya yolu projesi için Temmuz 2018’de “ÇED gerekli değildir” kararı verilen bölgenin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1988 yılında yayımladığı öğretmen el kitabındaki haritalarda kış aylarında su tutan, yaz döneminde ise suyu çekilen doğal bir havza niteliğinde olduğu ve geniş göl oluşumlarına ev sahipliği yaptığı görüldü.
ALTYAPI PROJELERİNDE ÇEVRESEL DEĞERLENDİRME HAYATİ BİR ÖNEM TAŞIYOR
Uzmanlar, özellikle büyük ölçekli ulaşım projelerinde yalnızca mevcut ihtiyaçların değil, bölgenin hidrolojik geçmişi ve doğal su döngüsünün de dikkate alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Son yaşanan gelişmeler, altyapı yatırımlarında mühendislik başarısının yanı sıra çevresel verilerin bütüncül değerlendirilmesinin de stratejik önem taşıdığını ortaya koyuyor.
Kaynak:https://www.turizmgunlugu.com/2026/03/02/ulastirma-bakani-uraloglu-ordu-giresun-havalimani/
Düzenleme Tarihi: 02.03.2026 20:50









