Dr. Derya Güneş, tiroit bezinin bağışıklık sistemiyle yakından ilişkili olduğunu vurgulayarak, Haşimato tiroiditi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.
Haşimato hastalığının her yaşta görülebileceğini belirten Özel Ento Kulak Burun Boğaz Cerrahi Tıp Merkezi’nden Dahiliye Uzmanı Dr. Derya Güneş, hastalığın kadınlarda erkeklere oranla daha sık ortaya çıktığını ve genetik faktörlerin de önemli rol oynadığını söyledi.
Tiroid bezinin, bağışıklık hücrelerinin ilk temas ettiği organlardan biri olduğunu söyleyen Güneş, “Bağışıklık sisteminin işleyişinde bir bozulma yaşandığında, bu durum çoğu zaman ilk olarak tiroid bezinde kendini gösteriyor. Bağışıklık hücrelerinin kendi dokusunu yabancı olarak algılaması sonucu tiroid bezinde yapısal bozulmalar ve hasar oluşabiliyor. Hastalığın tanısı, tiroid bezinin ultrason görüntüsünde normalde homojen olması gereken yapının heterojen görünmesiyle birlikte, kanda tiroide karşı gelişen antikorların yükselmesiyle konuluyor. Bu tablo “kronik tiroidit yani Haşimato olarak adlandırılıyor” dedi.
HORMON DENGESİ HER ŞEYİ ETKİLİYOR
Tiroid bezinin hormon salgılayan bir organ olduğunu hatırlatan Güneş, hastalığın hormon üretimini farklı şekillerde etkileyebildiğini belirtti. “Vakaların büyük kısmında hormon üretimi azalırken, bazı hastalarda artış görülebiliyor ya da hormon düzeyleri normal kalabiliyor. Hormon üretiminin yetersiz olduğu durumlarda hastalara dışarıdan tiroid hormonu verilebiliyor. Bu tedavi, düzenli kontrollerle sürdürülüyor çünkü tiroid hormonlarının dengesi; metabolizmadan sinir sistemine, kalp-damar sağlığından genel vücut işleyişine kadar birçok sistemi doğrudan etkiliyor” diye konuştu.
ÖMÜR BOYU TAKİP
Haşimato hastalarının ömür boyu takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Güneş, “Hormon seviyeleri normal olsa bile kontrollerin aksatılmaması gerekiyor çünkü altta yatan bağışıklık sistemi bozukluğu düzeltilmezse, hastalar farklı hastalıklara daha açık hale gelebiliyor” şeklinde konuştu. Bu süreçte sadece tiroid bezine değil, bağışıklık sistemini etkileyen diğer faktörlere de odaklanılması gerektiğini ifade eden Dr. Güneş, bağırsak mikrobiyotası, toksin yükü ve insülin direnci gibi unsurların da değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
VİTAMİN VE MİNERAL DESTEĞİ
Tedavi sürecinde bazı vitamin ve minerallerin kritik rol oynadığını belirten Güneş, “Özellikle B grubu vitaminler, D ve C vitamini ile selenyum ve iyot düzeylerinin mutlaka kontrol edilmesi gerekiyor. Eksiklik durumunda ise bu değerlerin yerine konması, bağışıklık sisteminin toparlanmasına katkı sağlıyor” dedi. Tiroid bezine karşı gelişen antikor seviyelerinin düzenli takibinin önemine değinen Dr. Güneş, doğru tedaviyle bu antikorların zamanla düşebildiğini ve hasarın azalabildiğini belirtti. Tiroid hormonu kullanan hastalarda dozun da önemli bir gösterge olduğunu belirten Dr. Güneş, “Günlük 75 mikrogramın üzerindeki dozlar genellikle bezdeki hasarın daha yaygın olduğunu gösterir. Daha düşük dozlarda ise tiroid fonksiyonlarının toparlanabildiğini ve bazı hastalarda ilacın tamamen kesilebildiğini görüyoruz” dedi.
Kaynak:https://www.hurriyet.com.tr/yerel-haberler/izmir/bagisiklik-sisteminin-bekci-kapisi-tiroid-43140344
Düzenleme Tarihi: 31.03.2026 23:13









