Bilim insanlarına göre bireylerin bilişsel gelişimi, doğum haftası ve doğum ağırlığıyla yakından ilişkili. Ancak uzmanlar, zekânın yalnızca doğum anında belirlenmediğini; çevresel faktörler, eğitim ve yaşam koşullarının da büyük rol oynadığını vurguluyor.
Oxford Üniversitesi Nuffield Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Bölümü araştırmacıları, yüzlerce çalışmayı kapsayan dev bir “şemsiye inceleme” yürüterek doğum faktörlerinin yaşam boyu etkilerini mercek altına aldı. Nisan 2025 tarihine kadar yayımlanan tüm verilerin analiz edildiği çalışma; 37 haftadan önce gerçekleşen erken doğumun ve 2,5 kilogramın altındaki düşük doğum ağırlığının, bireyin ilerleyen yaşlardaki IQ seviyesi üzerinde kalıcı izler bıraktığını saptadı.
AKADEMİK BAŞARIDA 10 PUANLIK ENGEL: IQ FARKI YETİŞKİNLİĞE KADAR SÜRÜYOR
Araştırmanın en çarpıcı bulgusu, erken doğan veya düşük kilolu dünyaya gelen bireylerin, normal süresinde ve ideal kiloda doğan akranlarına kıyasla zeka testlerinde ortalama 10 puan daha düşük skor alması oldu. Bu bilişsel mesafe; matematik, okuma ve yazım becerileri gibi temel akademik alanlarda kendini belirgin bir performans düşüklüğü olarak gösteriyor. Uzmanlar, bu farkın çocukluk döneminde en yüksek seviyede olduğunu, ergenlikte bir miktar kapansa da yetişkinlik evresinde dahi tamamen ortadan kalkmadığını vurguluyor.

‘ÖZEL EĞİTİM DESTEĞİ’ İHTİYACI ARTIYOR
Oxford ekibinin yüzlerce vakayı kapsayan analizi, doğum riskleri ile eğitim maliyetleri arasındaki ilişkiyi de gün yüzüne çıkardı. Düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen çocukların, okul hayatları boyunca özel eğitim desteğine ve ek ders takviyelerine çok daha fazla ihtiyaç duyduğu saptandı. Bu durum, sadece bireysel bir başarı sorunu değil, aynı zamanda eğitim sistemleri üzerinde ek bir mali yük olarak da tanımlanıyor. Veriler, bu bireylerin okulu tamamlama oranlarının, sağlıklı doğum koşullarına sahip olanlara göre daha düşük kalabildiğine dair sınırlı ama önemli kanıtlar sunuyor.
ERKEN MÜDAHALE VE UZUN VADELİ TAKİP HAYATİ ÖNEMDE
Araştırmayı yürüten bilim insanları, elde edilen sonuçların birer “kader” olarak görülmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Erken doğum veya düşük kilo riskiyle dünyaya gelen çocukların erken dönemde tespit edilmesi; hem tıbbi hem de eğitsel açıdan uzun vadeli bir destek programına dahil edilmesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, doğru müdahale ve sürekli eğitim desteği ile doğumda ortaya çıkan bu dezavantajlı durumun etkilerinin minimize edilebileceğini ifade ediyor.
Düzenleme Tarihi: 08.04.2026 12:18









